Bu yazıyı yazmak
değil de okumak isterdim ya da buna paralel bir yazıyı Lokman Ayva'nın
kaleminden veya Kemal Kılıçdaroğlu'nun gözlerinden... Çünkü aslında gündelik
olan, siyasi olandır! Bunu böyle okumadığınız sürece ülke siyaseti hep elitist
dar bir çerçevede, iktidar ve tebaası şeklinde bir toplum yapısının yeniden
üretilmesine sebep verecektir. Bunu kırmak da biraz cesaret ister.
3 Aralık Dünya Engelliler Günü olarak bilinir
malumunuz. Son yıllarda ülkemizde de farkındalık çalışmaları ile bilinen bu gün
için, yerel yönetimler de etkinlikler yapmaktadır doğal olarak. Yerel
yönetimleriyle, beldelerini engellilerin yaşayabileceği bir mimariye, çevresel
ve sosyal alana çeviremeyeceklerinin bilincinde olduklarındandır herhalde,
cafcaflı şenlik ve organizasyonlarla Dünya Engelliler Günü'nde onların
yoksunluklarına, eksikliklerine yani sosyolojik dille yazarsak genel toplum
karşısındaki dezavantajlı konumlarına dikkat çeken etkinlikler yapıyor yerel
yönetimler...
Kartal belediye
başkanı da bu yıl görme engelli bir vatandaşı tokatlayarak dikkat çekti (!)
onların dezavantajlı konumuna. Hani var ya Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye öğüdü,
ki bir medeniyeti dünyaya hakim kılan: "İnsanı yaşat ki devlet
yaşasın." Kartal Belediye başkanının bundan haberi olmasa gerek. Belki de tıp
fakültesinde öğretmiyorlardır ya da eğitimini bu ülke sınırları içerisinde
almamıştır ve hatta kim bilir belki Anadolu halkına içre sosyalleşmemiştir.
Kartal,
İstanbul'un eski yerleşim yerlerinden birisi aslında. Şimdi toplumsal dönüşümle
daha çok Anadolu'dan göçen kesimlerin ikinci üzüncü kuşaklarının yaşadığı bir
semt olsa da zamanında Osmanlı'nın zenginlerinin Müslüman olsun gayrimüslim
olsun yazlı sayfiye alanı hatta bazılarının da kışlık sayfiye alanı (Adalarda
yazlık varsa Kartal kışlık oluyor elbette). Yani kültürel bir hoşgörü mirası
var Kartal'ın. Böyle bir beldenin belediye başkanının da maneviyattan ve insan
ilişkilerinden haberdar olması beklenir. Operatör doktor olması pek de önemli
bir meziyet değil yerel yönetim açısından, zira
sosyal sorunlar onun bildiği yolla ameliyat edilmiyor. Onu geçtim,
hadsiz davranışlarla toplumsal hissiyatta neşter yarası açabiliyorlar.
Olay zaten tatsız,
yukarıda etrafından doğru anlattık. Hala anlamayan varsa şu cümlelerle yeniden
deneyelim anlatmayı. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü için etkinlik düzenleyen
düşünceli Kartal Belediyesi, etkinliğin sunuculuğunu görme engelli bir
vatandaşa yaptırır. Bu esnada basın (en azından yerel basın) ve kamuoyu yani
etkinlik salonundaki insanların karşısında, kürsüde sunumunu yapan görme
engelli vatandaşın yanında dikilen Sayın Kartal Belediye Başkanı ortaokulda ya
da hadi çok zorlasak, adam olma sürecimiz uzadı desek lise yıllarında terk
ettiğimiz bir eşek şakasını yapmayı uygun görerek, sunucu engelli vatandaşın
kafasına arkadan bir tokat patlatır... Ve haklı olarak kamuoyu şu tepkiyi
gösterdi "Oha, öyle şaka mı olur."
Yapılan sözde
şakanın hissettirdikleri üzerine yazmak yerine olayı farklı bir noktaya
taşıyacağım şimdi. Birgün gazetesinin haberine göre ve Kartal Belediyesi'nden
yapılan açıklamalara göre malum engelli şahıs ile sayın başkan, baba oğul
ilişkisi içerisinde birbirlerine çok yakınmışlar ve bu şakayı büyütmek başkanı
karalama kampanyası olarak bilinçli şekilde yürütülmekteymiş, kamuoyuna
duyurulurmuş... Oldu! Sen koskoca payitahtın, pardon, Türkiye Cumhuriyeti'nin
ekonomik ve kültürel başkenti sayılabilecek metropolünün en eski maziye sahip
semtlerinden birinde belediye başkanı olacaksın hem de ülkemiz için önemli bir
statü olan doktorluk unvanına haiz olacaksın sonra da engellilerle alakalı bir
etkinlikte bir engelli vatandaşa eşek şakası yapacaksın kamuoyunun önünde...
Bunun savunması mı olur be...
Ama öyle ya, biz
anlamıyoruz insanların etkileşiminden neyin ne olduğunu. Buradan kamuoyu adına
özür diliyorum Birgün gazetesinin ifade ettiği gibi başkanı karalamaya
çalışmamız büyük hata! Zira başkan yukarıda da yazdığım gibi o el şakasıyla
engellilerin sorunlarına çok güzel dikkat çekti! Öyle değil mi? Yerseniz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder