Trabzonspor
yıllar yılı Anadolu halkının başkaldırısının sembolü oldu. İstanbul
sermayesinin futbolu kendisine "mal" ettiği bir mengenede tabuları
yıktı, haklı bir ekol oluşturdu. Bu noktada hiç bir itirazda bulunacak değilim
ve hatta Hami, Ogün, Tolunay, Abdullah'lı dönemde büyük sempati beslediğimi de
itiraf edeyim. Bu bağlamda itirazım şuradan gelecek, Trabzon özellikle Doğu
Karadeniz'in ve hatta büyük ölçüde Orta Karadeniz'in de en büyük ekonomisi. Bu
ekonomisini kendi kültürünü de meta olarak dayatması bakımından, ülke siyaseti
içindeki lobi faaliyetleriyle beraber bir kültür endüstrisi kliği
pozisyonundadır. Bu kliğin en büyük yeniden üretim kaynağı ve aynı zamanda en
değerli metası ise Trabzonspor'dur. Bu noktada Trabzonlu olmayan Karadenizlilerin,
özellikle civar ve komşu illerin insanlarının Trabzonsporlu olması kültür emperyalizmi
sonucudur. Bu sonucun varacağı noktadan tedirgin olanlar ise kendi yöresel
takımlarına yönelerek ya da yöresel takımlarını kalben desteklemekle birlikte
İstanbul takımlarının birinde mevzilenerek direniş kimliği oluşturmaktadır.
Bizim
ebeveynlerimizin jenerasyonu Trabzonspor'un tüm başarılarını ilk elden yaşamış.
O dönem (değerli metası) henüz oluşmamıştır
ve Trabzon emperyalizminden söz
edilemez. Hatta yukarıda da bahsettiğim
gibi Anadolu insanının göğsünü kabartan bir kimlik ifadesi olarak oluşan
Trabzonsporluluk ebeveynlerimize ve akranlarına da kimlik bileşeni olarak
sirayet etmiştir. İlerleyen yıllar içerisinde bu Karadeniz'in diğer illerinin
geri kalmasına dahi sebep olacak bir Trabzon merkeziyetçiliğine neden olmuştur
dersek abartmış olmayız.
Geçtiğimiz
iki yılda Trabzonspor tribünlerinin kötü giden diğer bölge takımlarına
hakaretamiz tezahüratları ve dalga geçmeleri Trabzonspor'un kötü gittiği
dönemlerde misliyle iadesini almıştır. Ezeli rekabet halinde olan Giresun ve
Ordu bile Trabzonspor'a birlikte cephe alabilmiş, Orta Karadeniz'in sakin kenti
Samsun'un tepkisi bile ses getirmiştir. Bizim jenerasyon ise bu noktada 3'e
bölünmüştür. Bu bölünmüşlüğün sebepleri olarak yerelde kalma, gurbette kalma ve
Trabzonsporluluk kültürüne asimile olmak şeklinde ifade edilebilir.
Bir
kesim yeni kuşak ebeveynlerinden gördüğü Trabzonsporluluk geleneğini, Trabzonlu
olmamalarına rağmen devam ettirmektedirler ve bunların ciddi bölümü
Karadeniz'in temsil yetkisinin Trabzon'da olmadığını, kendi illerinin de
büyümesi gerektiğini düşünme kapasitesinde değildir.. Diğer iki kesim ise Trabzonlu
olmayıp Trabzonsporlu olmak konusunda tepkilidir, sosyolojik tabirle
Karadenizli olup da Trabzonsporlu olmamak şeklinde ifade edilebilecek bir
direniş kimliğinden bahsedebiliriz. Elbette bu direniş kimliği yapısı gereği bütünsellik
özelliği gösterememektedir.
Diğer
iki kesim olan, yukarıda dediğimiz gibi yerelde kalan ve gurbette yaşayan yeni
jenerasyonun durumu farklıdır. İlk olarak Trabzonsporlu olmama direniş
kimliğine sahiptirler. Yerelden yaşayanlar ayrıca direnişi İstanbul takımlarına
karşı da örgütlemekte ve köktenci bir yerellik fanatizmi üzerinden direniş
kimliklerini sunmaktadırlar. Gurbette büyüyenler ise çift takımlı bir kimlik
sunmaktadır, yaşadıkları büyük kentten bir takım ve ayrıca Giresunspor'u
desteklemektedirler.
Bu noktada kısa bir olay anlatayım.
Kendi kimlik inşa sürecimin taraftarlık ayağını ben hep ideolojik anlamlar
yüklediğim Galatasaray üzerinden ifade ederim. Buna memleketime saygı ve
özlemim eşlik eder ve Giresunspor'u da dilimden düşürmem. Bu kimlik konumlanmam
(İstanbul'da yaşıyor olmak ve bazı ideolojik semboller + memleketten kopamamak
ve gurbette olmak) İki üç yıl önce Giresunlu bir akrabamla şu tartışmayı
yapmama sebep oldu.
- Hangi takımlısın?
+ Galatasaray.
- Niye Trabzonsporlu değilsin,
yakışıyor mu sana?
+ Ne alaka ?
- Karadeniz delikanlısısın
memleketinin takımını niye tutmuyorsun.
+ İyi de memleketm Giresun,
Giresunsporla da ilgileniyorum. Trabzonla ne alakamız var bizim?
- Tüm karadenizin takımı
Trabzonspor, herkes tutacak ki birlik olsun.
Bu
ufak diyalogda baştan beri anlattığım husus gayet açık şekilde gözler önüne seriliyor
aslında. Özellikle 80 sonrası Karadenizli ama Trabzonlu olmayan jenarasyon için
artık Trabzonspor asimile edici bir öğe olarak ortaya çıkmakta ve Trabzonsporlu
olmamak da gittikçe bütünselleşen bir direniş kimliği olarak paralelinde
üretilmektedir.
Karadeniz'in,
özellikle de Doğu Karadeniz'in Trabzon civarı illerinin gelişmesi, Trabzon'un
devlet lobiciliğinin kırılması ve daha pek çok Trabzon-merkeziyetçiliğini
besleyen unsurun bertaraf edilmesi bu direniş kimliğinin proje kimliğine dönüştürülmesiyle,
bir dernek ya da platform çatısı altında STK'laşmasıyla mümkün olacaktır.
Karadeniz
uşağı akıllıdır, oyuna gelmez... İş inada bindi bir kere, Samsun'dan Artvin'e
kimse Trabzonspor'u tutma mecburiyetinde değil. Karadenizli olmak ayrı
Trabzonlu, Trabzonsporlu olmak ayrı şeyler... Hele bir Giresunlunun Trabzonspor'u
desteklemesi kültürel miras ve tarihsel bağlamda tam bir fecaat.
Son
olarak şunu bilmekte fayda var ki yerelde taraftarlık Türk futbolunu da
temizleyip, geliştirecek bir temsil sunacaktır. Yeni jenerasyonların daha da
bilinçli olması dileğiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder