22 Kasım 2014 Cumartesi

Bir Kimlik Arayışının İfadesi: Trabzonsporlu olmamak!



Trabzonspor yıllar yılı Anadolu halkının başkaldırısının sembolü oldu. İstanbul sermayesinin futbolu kendisine "mal" ettiği bir mengenede tabuları yıktı, haklı bir ekol oluşturdu. Bu noktada hiç bir itirazda bulunacak değilim ve hatta Hami, Ogün, Tolunay, Abdullah'lı dönemde büyük sempati beslediğimi de itiraf edeyim. Bu bağlamda itirazım şuradan gelecek, Trabzon özellikle Doğu Karadeniz'in ve hatta büyük ölçüde Orta Karadeniz'in de en büyük ekonomisi. Bu ekonomisini kendi kültürünü de meta olarak dayatması bakımından, ülke siyaseti içindeki lobi faaliyetleriyle beraber bir kültür endüstrisi kliği pozisyonundadır. Bu kliğin en büyük yeniden üretim kaynağı ve aynı zamanda en değerli metası ise Trabzonspor'dur. Bu noktada Trabzonlu olmayan Karadenizlilerin, özellikle civar ve komşu illerin insanlarının Trabzonsporlu olması kültür emperyalizmi sonucudur. Bu sonucun varacağı noktadan tedirgin olanlar ise kendi yöresel takımlarına yönelerek ya da yöresel takımlarını kalben desteklemekle birlikte İstanbul takımlarının birinde mevzilenerek direniş kimliği oluşturmaktadır.
 
Bizim ebeveynlerimizin jenerasyonu Trabzonspor'un tüm başarılarını ilk elden yaşamış. O dönem (değerli metası) henüz  oluşmamıştır ve  Trabzon emperyalizminden söz edilemez. Hatta  yukarıda da bahsettiğim gibi Anadolu insanının göğsünü kabartan bir kimlik ifadesi olarak oluşan Trabzonsporluluk ebeveynlerimize ve akranlarına da kimlik bileşeni olarak sirayet etmiştir. İlerleyen yıllar içerisinde bu Karadeniz'in diğer illerinin geri kalmasına dahi sebep olacak bir Trabzon merkeziyetçiliğine neden olmuştur dersek abartmış olmayız.

Geçtiğimiz iki yılda Trabzonspor tribünlerinin kötü giden diğer bölge takımlarına hakaretamiz tezahüratları ve dalga geçmeleri Trabzonspor'un kötü gittiği dönemlerde misliyle iadesini almıştır. Ezeli rekabet halinde olan Giresun ve Ordu bile Trabzonspor'a birlikte cephe alabilmiş, Orta Karadeniz'in sakin kenti Samsun'un tepkisi bile ses getirmiştir. Bizim jenerasyon ise bu noktada 3'e bölünmüştür. Bu bölünmüşlüğün sebepleri olarak yerelde kalma, gurbette kalma ve Trabzonsporluluk kültürüne asimile olmak şeklinde ifade edilebilir.

Bir kesim yeni kuşak ebeveynlerinden gördüğü Trabzonsporluluk geleneğini, Trabzonlu olmamalarına rağmen devam ettirmektedirler ve bunların ciddi bölümü Karadeniz'in temsil yetkisinin Trabzon'da olmadığını, kendi illerinin de büyümesi gerektiğini düşünme kapasitesinde değildir.. Diğer iki kesim ise Trabzonlu olmayıp Trabzonsporlu olmak konusunda tepkilidir, sosyolojik tabirle Karadenizli olup da Trabzonsporlu olmamak şeklinde ifade edilebilecek bir direniş kimliğinden bahsedebiliriz. Elbette bu direniş kimliği yapısı gereği bütünsellik özelliği gösterememektedir.

Diğer iki kesim olan, yukarıda dediğimiz gibi yerelde kalan ve gurbette yaşayan yeni jenerasyonun durumu farklıdır. İlk olarak Trabzonsporlu olmama direniş kimliğine sahiptirler. Yerelden yaşayanlar ayrıca direnişi İstanbul takımlarına karşı da örgütlemekte ve köktenci bir yerellik fanatizmi üzerinden direniş kimliklerini sunmaktadırlar. Gurbette büyüyenler ise çift takımlı bir kimlik sunmaktadır, yaşadıkları büyük kentten bir takım ve ayrıca Giresunspor'u desteklemektedirler.

            Bu noktada kısa bir olay anlatayım. Kendi kimlik inşa sürecimin taraftarlık ayağını ben hep ideolojik anlamlar yüklediğim Galatasaray üzerinden ifade ederim. Buna memleketime saygı ve özlemim eşlik eder ve Giresunspor'u da dilimden düşürmem. Bu kimlik konumlanmam (İstanbul'da yaşıyor olmak ve bazı ideolojik semboller + memleketten kopamamak ve gurbette olmak) İki üç yıl önce Giresunlu bir akrabamla şu tartışmayı yapmama sebep oldu.

     - Hangi takımlısın?
     + Galatasaray.
     - Niye Trabzonsporlu değilsin, yakışıyor mu sana?
     + Ne alaka ?
     -  Karadeniz delikanlısısın memleketinin takımını niye tutmuyorsun.
     + İyi de memleketm Giresun, Giresunsporla da ilgileniyorum. Trabzonla ne alakamız var              bizim?
     - Tüm karadenizin takımı Trabzonspor, herkes tutacak ki birlik olsun.

Bu ufak diyalogda baştan beri anlattığım husus gayet açık şekilde gözler önüne seriliyor aslında. Özellikle 80 sonrası Karadenizli ama Trabzonlu olmayan jenarasyon için artık Trabzonspor asimile edici bir öğe olarak ortaya çıkmakta ve Trabzonsporlu olmamak da gittikçe bütünselleşen bir direniş kimliği olarak paralelinde üretilmektedir.

Karadeniz'in, özellikle de Doğu Karadeniz'in Trabzon civarı illerinin gelişmesi, Trabzon'un devlet lobiciliğinin kırılması ve daha pek çok Trabzon-merkeziyetçiliğini besleyen unsurun bertaraf edilmesi bu direniş kimliğinin proje kimliğine dönüştürülmesiyle, bir dernek ya da platform çatısı altında STK'laşmasıyla mümkün olacaktır.

Karadeniz uşağı akıllıdır, oyuna gelmez... İş inada bindi bir kere, Samsun'dan Artvin'e kimse Trabzonspor'u tutma mecburiyetinde değil. Karadenizli olmak ayrı Trabzonlu, Trabzonsporlu olmak ayrı şeyler... Hele bir Giresunlunun Trabzonspor'u desteklemesi kültürel miras ve tarihsel bağlamda tam bir fecaat. 

Son olarak şunu bilmekte fayda var ki yerelde taraftarlık Türk futbolunu da temizleyip, geliştirecek bir temsil sunacaktır. Yeni jenerasyonların daha da bilinçli olması dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder