Not: Bu yazı Gazete Fatih için 6 Ağustos 2014 Çarşamba günü kaleme alınmıştır, yayınlanacağı tarihi bilmediğim için blogdan da paylaşma kararı aldım. Saygılarımla....
----------------------------------------
Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarının önünde yine sandık var. Yurtdışı seçim noktalarında oylar
kullanılmaya başlandı, yurtiçinde ise hafta sonunda sandığa yol alma işlemi
yapılacak. Seçimin adı cumhurbaşkanlığı seçimi ama işin niyet tecellili aslında
oy kullanmaya gidenler ise farklı seçimler için oy kullanıyorlar. Nasıl mı?
AK Parti seçmeni Sayın
Başbakan’ı cumhurbaşkanından ziyade devlet başkanı olarak görme motivasyonuyla
sandığa gidiyor. Bunu partiye yakın basın organlarının gerek gazetelerinde
gerekse TV oturumlarında dillendiren yazarlarından teyit etmek mümkün, zira
Başbakan’ın kendisi de devletin en üst makamı olan cumhurbaşkanlığının yani
başka bir deyişle başkomutanlık makamının hâlihazırdaki sistemde pasif konumda
olduğunu ve daha güçlü kılınması gerektiğini ifade ettiğinden bu tespitimde
yanıldığımı düşünmüyorum. Diğer tarafta “çatı aday” sıfatıyla yol alan Sayın
Ekmeleddin İhsanoğlu ise halihazırdaki cumhurbaşkanlığı makamına taliptir. Arkasında
duran MHP ve CHP teşkilatlarının temennisi ülke seçim sisteminin de AK
Parti’nin istediği yönde değiştirilmesine vesile olacak bir devlet başkanından
ziyade mevcut durumu sürdürecek, mevcut sistemin muhafazasını sağlayacak bir
cumhurbaşkanı seçmektir. Sayın Demirtaş ise söylemleriyle Kürt hareketinin
siyasetteki ılımlı tavrını dönemsel olarak sergilemektedir ama adaylığı Kürt
hareketini diğer adaylara tabi kılmamak adına bir gereklilikten ibarettir.
Seçim kampanyasının iddialı olması ya da devlet başkanlığı – cumhurbaşkanlığı
gerilimine yeni ve iddialı bir cephe açması mümkün değildir. Bunun en temel
sebeplerinden biri de kendisinin de ifade ettiği üzere diğerleri gibi bu
süreçte finanse edilmiyor oluşudur.
Görüldüğü üzere Sayın
Demirtaş yarışa katılmaktan memnundur. Sayın Başbakan ve Sayın İhsanoğlu’nun
ise parkurları farklıdır. Köşke farklı yollardan koşmaktadırlar. Bu koşularda
aldıkları desteğin de büyük önemi varken AK Parti seçim kampanyaları karşısında
son on iki yıldır süregelen MHP ve CHP propaganda beceriksizliği tüm
büyüleyiciliğiyle İhsanoğlu’nun kampanyasına da sirayet etmiştir. Kadıköy
Belediyesi ya da Bursa Nilüfer Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarındaki
kıvrak zeka ve tatlılıkla yönetilen bir twitter hesabı ancak sevimli olabilir, kaile
alınmaz… Başbakan’ın halk nezdinde kabul gören dominant söyleminin ve bunun
dayandığı temellerin farkında olmadan; siyasetin tüm manevra alanlarını hedefe
yönelik kullanma becerisine sahip bir siyasi hareketin karşısında statükoya
bağlı; hatta bağnaz şekilde eskiye bağımlı kalarak yapılacak sıradaki şey
yeniden kaybetmektir.
İhsanoğlu’nun akademik
ve bürokratik kişiliği bu seçimi belki kazanabilirdi ama kampanya süreçleri ilk
slogandan itibaren zaten farklı parkurlarda koşulan yarışta ters yöne koşmasına
sebebiyet vermiştir. Sandıktan ise mucizeler nadiren çıkar… Sayın Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk etapta cumhurbaşkanlığı, ardından ise devlet
başkanlığını umarım ülkemize hayırlı olur. Umarım başkomutan olduğunda da
söylemleriyle halkın kendisine oy vermeyen kesimini rencide etmez, artık
paradigma değişeceğinden umarım yeni bir siyasi dil de geliştirme becerisine
sahip olur AK Parti kanadı.
Her sonuçta bu seçimin
bu halka, bu devlete, bu millete birlik ve beraberlik getirmesini, kaybolan
umutları geri biriktirilmesini; tecelli eden gelecek kaygılarını bertaraf
etmesini dilerim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder