24 Mart 2014 Pazartesi

2014 Yerel Seçim Yazı Dizisi / 2. Yazı: Bir Pasif Agresif Eylem Temennisiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimine Doğru



Selamünaleyküm dostlar; 

Seçimlere son bir hafta ve artık niyetlendiğim yazı dizisini tamamlama zamanı. Bu yazımdaysa konu İstanbul olacak. Kadir Topbaş ve Mustafa Sarıgül ekseninde çok kısa bir yazı yazacağım. Buyurun başlayalım...

"İstanbul'un en ciddi sorunu nedir?" derseniz elbette cevabını "trafik" olarak alırsınız. İnsanların emekleri nasıl asgari ücretle heba oluyorsa ya da merdiven altı işçiliğine muhtaç olup hayatları nasıl heba oluyorsa, trafikte geçen süre de bir o kadar ömürden yiyor İstanbul'da. Velhasıl kelam, Kadir Topbaş göreve geldiğinden beri ciddi şekilde kavşak, köprü ve yol yapıyor İstanbul'da. Yaptıkları yetmiyor ve hatta bazı bölgelerde yapılan düzenlemeler o kadar amaçsız ki, senelerdir trafik olmayan muhitlerde trafik oluyor, misal Kavacık, Rüzgarlıbahçe noktasındaki döner kavşak. On küsur senede tamamlanan Marmaray ve Güney Amerika'dan devşirme Metrobüs şehrin ulaşım yükünü çekiyor.. Hem de ne çekme, sıkış-tıkış, itiş-kakış, rezil-rüsva ama boş yakalarsanız ki var böyle de bir ihtimal, o zaman şahane. İş boş yakalamakta, kalabalıktan sakınmakta.. İstanbul'da nasıl sakınacaksanız kalabalıktan, orası size kalmış...

Gelelim Mustafa Sarıgül'e, çalkantılı bir siyasi kariyeri var; başarılar ve dışlanmalarla dolu. Eline geçen en büyük fırsatı değerlendirmek için çok çalışıyor ve sunduğu "altın" projesi İstanbul'un ulaşımıyla ilgili. Halbuki Şişli Belediyesinde ücretsiz cami temizletmeleri, dini azınlıklara eşit mesafede ve ilgili durması vb bir çok sosyal proje de üretebilecekken iş İstanbul Büyükşehir Belediyesi olunca onun da işi sanki müteahhitlik olacak gibi.

Ben bir Beykoz'lu olarak (en azından ömrünün 29 yılını Beykoz'da geçirmiş bir kardeşiniz olarak) bu iki adaydan birine yönlendirmeyeceğim sizi. Ciddi şekilde Beykoz'un İstanbul Belediye Başkanlığı için oy kullanmamasını geçer gönlümden:

*Mevcut güçlü adaylar, kazandıkları durumda, bağlı oldukları partiye maddi ve manevi lokomotifi olacaktırlar.

*Mustafa Sarıgül ve Kadir Topbaş dışında İstanbul'da iş yapabileceğini düşündüğüm aday yok ve hatta es kaza kazanmaları durumunda zarar verecek tonla aday mevcut pek çok partide.Zaten iş yapabilecek olanların da zarar vermediğini, vermeyeceğini kimse iddia edemez.

*Yıl olmuş 2014 ve herkesin hedefi ulaşımı iyileştirmekken Beykoz'un bazı bölgelerine akşam saat 8 ya da 9 dan sonra toplu ulaşımla erişmek mümkün değil. Saat 10'dan sonra Beykoz'un sahil boyu hariç neredeyse hiç bir yerine ulaşmak mümkün değil ya da çok sınırlı imkanlara tabi.

*İstanbul'un ve Beykoz'un ciddi sorunlarından olan uyuşturucu dağıtımı ve kullandırılması, ilkokul önlerine kadar yerleşen uyuşturucu çeteleri nedense kimsenin gündeminde değil.

*Beykoz ilçesi içerisindeki bazı üst ekonomik sınıf yani kısaca zengin yerleşimlerinden ötürü ulaşım iyileştirmesi kimse için öncelikli değil.

*Beykoz, Karadeniz'e kıyısı olan, tarihi eserleri ve mazisinde abide şahsiyetleriyle bir kültür ve eğlence alanı olması gerekirken kimsesiz bir görüntü içerisinde. Zenginler kapalı, güvenlikli, yüksek duvarlı, korumalı villalarında yaşarlarken Beykoz halkı, tüketim unsuru olarak güdülenmeye çalışılıyor yıllardır.

*Beykoz'un basketbol takımı birinci lige çıkmışken şimdi nerededir? Spora verilen önem ortadadır. İstanbul'un pek çok ilçesine gençlik merkezleri, spor salonları, engelli ve rehabiltasyon merkezleri ve pek çok sosyal yapı inşa edip faaliyete sokan Büyükşehir Belediyesi için Beykoz, İstanbul'da değil midir?

*Beykoz ile birlikte benzer kaderi paylaşan ilçeler de mevcuttur ve buralara yönelik vaatler ve projeler iktidar ve ana muhalefet partilerinin yerel adayları tarafından ortaya konulmamıştır, konulamamıştır.

*Beykoz'daki İSMEK binalarında yer alan ulaşım, metrobüs ve metro ile ilgili başarı ilanlarından yola çıkarak soruyorum, hangi metro Beykoz'dan geçmektedir, hangi metrobüs hattı Beykoz'a hizmet vermektedir?

Beykozlu olarak, Beykoz'u düşünmeyen, düşünmeyecek olan ve İstanbul'da bir ilçe olmanın getirisi olan maddi ve sosyal imkanlardan uzak kılan mevcut ya da onun alternatifi gibi sunulan ama aslında işin tekerrürü olacak kişilere, yani ne Sayın Sarıgül'e ne de Sayın Topbaş'a oy verilmemesini temenni ederim. Hatta ana temennim il belediye başkanlığı için hiç bir Beykozlunun oy kullanmamasıdır! Böylece bir daha göz ardı edilmeyecek bir kitlenin varlığı ortaya konulmuş olur. 

Bireysel oy vermeyerek ancak kendimizi tatmin ederiz nihayetinde ama gücümüz kitlesel hareketlerde gizlidir, unutmayalım. Kitlesel olarak oy vermediğimizde istediğimizi elde edebiliriz bazı durumlarda. Durum onu gerektirir, Jose Saramago'nun Görmek adlı romanındaki gibi, beyaz bir sayfayı temsil edecek beyaz oy pusulalarımız olmasa bile, mühürsüz temiz oy pusulaları çıksın Beykoz'dan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için.

Selametle dostlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder