Selamünaleyküm dostlar;
Seçimlere
son bir hafta ve artık niyetlendiğim yazı dizisini tamamlama zamanı. Bu
yazımdaysa konu İstanbul olacak. Kadir Topbaş ve Mustafa Sarıgül ekseninde çok
kısa bir yazı yazacağım. Buyurun başlayalım...
"İstanbul'un
en ciddi sorunu nedir?" derseniz elbette cevabını "trafik" olarak
alırsınız. İnsanların emekleri nasıl asgari ücretle heba oluyorsa ya da
merdiven altı işçiliğine muhtaç olup hayatları nasıl heba oluyorsa, trafikte
geçen süre de bir o kadar ömürden yiyor İstanbul'da. Velhasıl kelam, Kadir Topbaş
göreve geldiğinden beri ciddi şekilde kavşak, köprü ve yol yapıyor İstanbul'da.
Yaptıkları yetmiyor ve hatta bazı bölgelerde yapılan düzenlemeler o kadar
amaçsız ki, senelerdir trafik olmayan muhitlerde trafik oluyor, misal Kavacık,
Rüzgarlıbahçe noktasındaki döner kavşak. On küsur senede tamamlanan Marmaray ve
Güney Amerika'dan devşirme Metrobüs şehrin ulaşım yükünü çekiyor.. Hem de ne
çekme, sıkış-tıkış, itiş-kakış, rezil-rüsva ama boş yakalarsanız ki var böyle
de bir ihtimal, o zaman şahane. İş boş yakalamakta, kalabalıktan sakınmakta..
İstanbul'da nasıl sakınacaksanız kalabalıktan, orası size kalmış...
Gelelim
Mustafa Sarıgül'e, çalkantılı bir siyasi kariyeri var; başarılar ve
dışlanmalarla dolu. Eline geçen en büyük fırsatı değerlendirmek için çok
çalışıyor ve sunduğu "altın" projesi İstanbul'un ulaşımıyla ilgili.
Halbuki Şişli Belediyesinde ücretsiz cami temizletmeleri, dini azınlıklara eşit
mesafede ve ilgili durması vb bir çok sosyal proje de üretebilecekken iş
İstanbul Büyükşehir Belediyesi olunca onun da işi sanki müteahhitlik olacak
gibi.
Ben
bir Beykoz'lu olarak (en azından ömrünün 29 yılını Beykoz'da geçirmiş bir
kardeşiniz olarak) bu iki adaydan birine yönlendirmeyeceğim sizi. Ciddi şekilde
Beykoz'un İstanbul Belediye Başkanlığı için oy kullanmamasını geçer gönlümden:
*Mevcut
güçlü adaylar, kazandıkları durumda, bağlı oldukları partiye maddi ve manevi
lokomotifi olacaktırlar.
*Mustafa
Sarıgül ve Kadir Topbaş dışında İstanbul'da iş yapabileceğini düşündüğüm aday
yok ve hatta es kaza kazanmaları durumunda zarar verecek tonla aday mevcut pek
çok partide.Zaten iş yapabilecek olanların da zarar vermediğini, vermeyeceğini
kimse iddia edemez.
*Yıl
olmuş 2014 ve herkesin hedefi ulaşımı iyileştirmekken Beykoz'un bazı
bölgelerine akşam saat 8 ya da 9 dan sonra toplu ulaşımla erişmek mümkün değil.
Saat 10'dan sonra Beykoz'un sahil boyu hariç neredeyse hiç bir yerine ulaşmak
mümkün değil ya da çok sınırlı imkanlara tabi.
*İstanbul'un
ve Beykoz'un ciddi sorunlarından olan uyuşturucu dağıtımı ve kullandırılması,
ilkokul önlerine kadar yerleşen uyuşturucu çeteleri nedense kimsenin gündeminde
değil.
*Beykoz
ilçesi içerisindeki bazı üst ekonomik sınıf yani kısaca zengin yerleşimlerinden
ötürü ulaşım iyileştirmesi kimse için öncelikli değil.
*Beykoz,
Karadeniz'e kıyısı olan, tarihi eserleri ve mazisinde abide şahsiyetleriyle bir
kültür ve eğlence alanı olması gerekirken kimsesiz bir görüntü içerisinde.
Zenginler kapalı, güvenlikli, yüksek duvarlı, korumalı villalarında yaşarlarken
Beykoz halkı, tüketim unsuru olarak güdülenmeye çalışılıyor yıllardır.
*Beykoz'un
basketbol takımı birinci lige çıkmışken şimdi nerededir? Spora verilen önem
ortadadır. İstanbul'un pek çok ilçesine gençlik merkezleri, spor salonları, engelli
ve rehabiltasyon merkezleri ve pek çok sosyal yapı inşa edip faaliyete sokan
Büyükşehir Belediyesi için Beykoz, İstanbul'da değil midir?
*Beykoz
ile birlikte benzer kaderi paylaşan ilçeler de mevcuttur ve buralara yönelik vaatler
ve projeler iktidar ve ana muhalefet partilerinin yerel adayları tarafından
ortaya konulmamıştır, konulamamıştır.
*Beykoz'daki
İSMEK binalarında yer alan ulaşım, metrobüs ve metro ile ilgili başarı
ilanlarından yola çıkarak soruyorum, hangi metro Beykoz'dan geçmektedir, hangi
metrobüs hattı Beykoz'a hizmet vermektedir?
Beykozlu
olarak, Beykoz'u düşünmeyen, düşünmeyecek olan ve İstanbul'da bir ilçe olmanın
getirisi olan maddi ve sosyal imkanlardan uzak kılan mevcut ya da onun
alternatifi gibi sunulan ama aslında işin tekerrürü olacak kişilere, yani ne
Sayın Sarıgül'e ne de Sayın Topbaş'a oy verilmemesini temenni ederim. Hatta ana
temennim il belediye başkanlığı için hiç bir Beykozlunun oy kullanmamasıdır!
Böylece bir daha göz ardı edilmeyecek bir kitlenin varlığı ortaya konulmuş
olur.
Bireysel
oy vermeyerek ancak kendimizi tatmin ederiz nihayetinde ama gücümüz kitlesel
hareketlerde gizlidir, unutmayalım. Kitlesel olarak oy vermediğimizde
istediğimizi elde edebiliriz bazı durumlarda. Durum onu gerektirir, Jose
Saramago'nun Görmek adlı romanındaki gibi, beyaz bir sayfayı temsil edecek
beyaz oy pusulalarımız olmasa bile, mühürsüz temiz oy pusulaları çıksın
Beykoz'dan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için.
Selametle
dostlar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder